Sinan Öztaş yazıyor… Devre tatil mağduriyeti.

Devre Tatil mi, Devre Kandırmaca mı?

Sinan Öztaş yazıyor….

Son yıllarda gazetemize ve şahsıma en çok gelen şikâyetlerin başında aynı konu var:
Devre tatil mağduriyeti.

Hikâyeler birbirinin kopyası.
Telefonla çağrılan vatandaş…
“Ücretsiz tatil kazandınız” denilerek bir tesise davet…
İkramlar, güler yüzler, acele ettirilen imzalar…

Ve sonuç:
Peşinat var, tatil yok.

Vatandaş parasını ödüyor ama hizmeti alamıyor.
İade istediğinde karşısına kalın bir sözleşme çıkarılıyor.
“Burada yazıyor” deniliyor.
Oysa o yazılar ne anlatılmış, ne okunmuş, ne de gerçek hayatta uygulanmış.

Tatil dönemi geldiğinde tesis dolu.
Yer sorulduğunda “paketiniz uygun değil” cevabı veriliyor.
Çözüm ise hep aynı:
“Bir üst paket alırsanız hallederiz.”

Yani sorun çözülüyor ama yine vatandaşın cebinden.

Cayma hakkı mı?
Kağıt üzerinde var.
Gerçekte ise ya adres yanlış, ya süre eksik, ya dilekçe kayıp.

Bu iş artık bireysel hatalarla açıklanamayacak noktaya geldi.
Burada sistematik bir sorun var.
Daha doğrusu sistematik bir oyalama düzeni.

Elbette devre tatil başlı başına kötü bir uygulama değildir.
Ama bugün geldiği noktada, bazı firmalar için bu iş
“hızlı satış – yavaş hizmet – imkânsız iade” düzenine dönüşmüştür.

Tatil dinlenmek içindir.
Mahkeme kapılarında sürünmek için değil.

Yetkililerin bu alana daha sıkı denetim getirmesi,
vatandaşın da imza atmadan önce bir değil, on kere düşünmesi şarttır.

Çünkü adı tatil olan ama sonucu pişmanlık olan bu düzen,
artık görmezden gelinmemelidir.