Önce bir teşekkür borcum var.

TEŞEKKÜR VE BİR HESAPLAŞMA
Sinan Öztaş yazıyor

Önce bir teşekkür borcum var.
Geçirdiğim trafik kazasının ardından arayan, soran, mesaj atan, “geçmiş olsun” diyen tüm okurlarıma yürekten teşekkür ediyorum. İnsanın canının ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu böyle anlarda daha iyi anlıyor insan. Bir anlık dalgınlık, bir saniyelik uyku… Gerisi kader diye geçiştirilen ama aslında ihmaller zinciri olan sahneler.

Ve tam da burada susmak istemiyorum.

Çünkü bu ülkede büyük otobüs firmaları, gece yolculuklarını hâlâ tek şoförle yapabiliyor.
Evet, yanlış okumadınız: 7–8 saat, bazen 10 saat direksiyon başında kalan tek bir insan… Gecenin en ağır saatlerinde, biyolojinin “dur” dediği noktada, yüzlerce yolcunun hayatı bir çift yorgun göze emanet ediliyor.

Sonra ne oluyor?
Kaza oluyor.
Can gidiyor.
“Başımız sağ olsun” deniyor.
Dosya kapanıyor.

Ama sistem yerinde duruyor.

Şimdi soruyorum:
Bir uçağı tek pilotla gece uçurur musunuz?
Bir ameliyatı uykusuz bir doktorla yapar mısınız?
Peki neden onlarca can taşıyan otobüs için bu normal kabul ediliyor?

Bir diğer mesele: eğitim.

Şoförlük, bu ülkede hâlâ “ehliyeti olan herkes yapar” mantığıyla ele alınıyor. Oysa uzun yol şoförlüğü;
    •    stres yönetimi,
    •    uyku ve dikkat eğitimi,
    •    acil durum refleksi,
    •    insan psikolojisi
gibi ciddi bir donanım gerektirir.

Ama firmaların çoğunda bu eğitim ya yok ya da kâğıt üzerinde var.
Seminer varmış gibi yapılır, imza atılır, dosya tamamlanır. Gerçek eğitim pahalıdır çünkü. İkinci şoför de maliyettir. İnsan hayatı ise bilançoda satır olarak görünmez.

Ben bu kazadan şanslı çıktım.
Ama herkes çıkamıyor.

Bu yazıyı bir serzeniş olarak değil, bir uyarı olarak yazıyorum.
Yetkililere, firmalara, denetçilere…

Gece yolculuğu varsa iki şoför zorunlu olmalı.
Eğitim göstermelik değil, gerçek olmalı.
Denetim kazadan sonra değil, kazadan önce yapılmalı.

Yoksa biz daha çok “geçmiş olsun” yazarız.
Daha çok taziye paylaşırız.
Ama hiçbirinin geri dönüşü olmaz.

Benim okurlarımdan ricam şu:
Otobüse bindiğinizde sorun.
“Kaç şoför var?” diye sorun.
Bu soru bir gün sizin ya da sevdiklerinizin hayatını kurtarabilir.

Bir kez daha teşekkür ediyorum.
Ve umuyorum ki bu satırlar, bir yerlerde bir şeyi değiştirmeye başlar