Ahlaksızlığın Alkışlandığı Bir Çağın İçindeyiz Sinan Bey yazıyor…
Ahlaksızlığın Alkışlandığı Bir Çağın İçindeyiz
Sinan Bey yazıyor…
Artık kimse kusura bakmasın.
Bu toplumda bir şeyler çürüdü.
Hem de sessiz sedasız değil, alkışlar eşliğinde çürüdü.
Ahlaksızlık “özgürlük” oldu.
Saygısızlık “cesaret” diye pazarlandı.
Utanmazlık ise “kendin ol” sloganıyla cilalandı.
Ve biz buna ilerleme dedik.
Televizyonu açıyorsun, rezillik reyting rekoru kırıyor.
Sosyal medyaya bakıyorsun, edepsizlik prim yapıyor.
Gençler rol model olarak bilim insanını değil, şöhreti beş para etmeyen tipleri izliyor.
Sonra da “Bu toplum neden bozuldu?” diye soruyoruz.
Bozulmadı kardeşim.
Bozduk.
Bir zamanlar ayıp olan şeyler gizlenirdi.
Şimdi açık açık sergileniyor.
Bir zamanlar yanlış yapan utanırdı.
Şimdi yanlış yapmayanla dalga geçiliyor.
Sadakat “sıkıcılık”,
namus “geri kafalılık”,
ahlak ise “çağa ayak uyduramamak” sayılıyor.
Ama kimse şunu sormuyor:
Bu kadar özgürlük nereye kadar?
Bu kadar laubalilik kimi mutlu etti?
Toplum dediğin şey kuralsız ayakta durmaz.
Ahlak yoksa hukuk işlemez.
Vicdan yoksa adalet sadece tabeladır.
Bugün çocuklarımız ekranlardan ne öğreniyor biliyor musunuz?
• Kolay para
• Kolay ilişki
• Kolay vazgeçiş
Ama kimse onlara şunu öğretmiyor:
Sabretmeyi.
Sorumluluk almayı.
Doğruyu, yanlışın önüne koymayı.
Sonra da “Nerede hata yaptık?” diye hayıflanıyoruz.
Hata burada.
Yanlışı savunduğumuz yerde.
Sessiz kaldığımız anda.
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” dediğimiz her saniyede.
Bu bir ahlak krizi değil artık.
Bu düpedüz vicdan iflasıdır.
Ve ne yazık ki…
Bu iflasın faturasını en çok da sessiz kalanlar ödeyecek