Bu ülkede artık insanlar sadece iddiaları değil, iddiaların ne zaman ve kime karşı ortaya atıldığını da sorguluyor.

Hafıza Kısa, İddialar Büyük!

Bugün gündem yine ağır iddialarla çalkalanıyor.
Ekrem İmamoğlu dosyası üzerinden ortaya atılan “adaylık için para istendi” yönündeki söylemler, kamuoyunda geniş yankı bulmuş durumda.

Peki…
Biraz hafızamızı yoklamaya ne dersiniz?

Daha düne kadar, bu ilçede il genel meclisi sıraları için nakit paraların, çeklerin konuşulduğu günleri unutmadık.
Kahvelerde, sokaklarda, kapalı kapılar ardında herkesin bildiği ama kimsenin resmi olarak dile getirmediği iddialar vardı.

Konuşuldu.
Fısıldandı.
Hatta bazılarına göre yaşandı.

Ama sonuç?

Hiçbir şey yapılmadı.
Ne bir soruşturma, ne bir hesaplaşma, ne de kamu vicdanını rahatlatacak bir adım…

İddialar, söylentiler ve ödenmiş olduğu konuşulan çekler…
Hepsi zamanın tozlu raflarına kaldırıldı.

Şimdi sorulması gereken soru şu:
Dün konuşulanlar görmezden gelinirken, bugün konuşulanlar ne kadar samimi değerlendiriliyor?

Eğer bir yerde gerçekten suç varsa;
bu suç kişiye, partiye ya da zamana göre değişmemeli.

Adalet, seçici olduğunda adalet olmaktan çıkar.
Vicdan, taraf tuttuğunda susar.

Bugün bir isim üzerinden yürüyen tartışmaların, dün başka isimler için neden yürütülmediğini sormak herkesin hakkıdır.

Yoksa mesele gerçekten hukuk mu?
Yoksa mesele, kimin hedefte olduğu mu?

Kimse kusura bakmasın…

Bu ülkede artık insanlar sadece iddiaları değil,
iddiaların ne zaman ve kime karşı ortaya atıldığını da sorguluyor.

Çünkü herkes biliyor ki;
bazıları için iddialar “suç”,
bazıları için ise sadece “dedikodu” olarak kalıyor.

O yüzden…

Bugün ortaya atılan her iddia için aynı ölçü geçerli olmalı.
Ya hepsi araştırılmalı, ya da hiçbiri üzerinden hüküm verilmemeli.

Aksi halde kimse kimseye
“hukuk var” demesin.

Çünkü bu tabloya bakınca,
ortada hukuktan çok
algı, güç ve sessizlik konuşuyor.