Valizler açıldı; içlerinden sadece eski hikâyeler ve ödünç özgüven çıktı. Açılmış bir valiz ve kimsesiz bir yol vardır.

Uyku, Valiz ve Eski Unvanlar
Üç gün rahat uyuduğunu, eski yönetici eşine anlatanlar vardı.
Belli ki geçmişteki koltukların hâlâ sıcak olduğunu sanıyordu.
Oysa unvanlar devredilir, uykular geçer; hesap kalır.

“Valizini toplasın gitsin” diyenler de aynı masadaydı.
Sesleri yüksekti ama valizleri boştu.
Çünkü başkasına yol tarif edenler,
kendi yola çıkacak cesareti bulamadı.
Konvoy için araçlar hazırdı.
Ama direksiyon başında uyanık kimse yoktu.
İstenilen olmayınca araçlar sessizce dağıldı.
Valizler açıldı; içlerinden sadece eski hikâyeler ve ödünç özgüven çıktı.
Eski yönetici eşi hâlâ bir gölge gibi anlatılıyordu.
Sanki o gölge bugünü kurtaracakmış gibi.
Oysa siyaset gölgelerle değil, ayakta duranlarla yapılır.
Gerçek acıdır:
Uyuyanlar valiz taşıyamaz.
Boş valizle meydan tutulmaz.

Geçmişten kalan ünvanlarla geleceğe yürünmez.
Bu saatten sonra siyasi arenada olmayacağını yine hesap edememiş.
Çünkü uykuda yapılan planlar,
uyanık kalabalıklar karşısında dağılır.
Ve en sarsıcı an şudur:
Uyanırsın…
Eski yönetici eşi de, eski günlerin de geride kalmıştır.
Önünde ise sadece
açılmış bir valiz ve kimsesiz bir yol vardır.