Geri kalan her şey sadece gürültüdür. Ve gürültü, eninde sonunda kesilir.

HER YERE YETİŞENLER, HİÇBİR YERDE İŞ YAPAMAYANLAR

Bir insan bir yeri bu kadar mı çok ister?
İl de olsun, ilçe de karışsın, her masada sandalyesi olsun, her konuda fikri sorulsun…
Ama ortada ne bir üretim var ne de elle tutulur bir iş.

Bak kardeşim, herkes haddini bilecek.
Bilgin varsa ofisinde kullan.
Vizyonun varsa proje üret.
Akıl verecek kadar donanımlıysan yaz, çiz, kitap yaz.

Ama sürekli bir yerlere müdahale etmeye çalışmak, yetkisi olmadığı alanlarda söz söylemek, başkalarının işine karışmak ne vizyondur ne liderliktir. Bu olsa olsa işsizliktir, boşluktur, koltuk sevdasıdır.

İnsan önce kendi alanında kendini ispatlar.
Üreterek konuşur.
Sonuçla konuşur.

Her gün başka bir gündemin, her hafta başka bir makamın peşinden koşanlar şunu iyi bilsin:
Hiçbir yerde kalıcı olamazlar.

Ha, eğer meslek siyasetse ve amaç hiçbir şey üretmeden, sadece konuşarak, yön veriyormuş gibi yaparak geçinmekse…
Evet, o ayrı bir konu.
Ama ona da siyaset değil, oyalanma denir.

-----------------------

İFTİRA, SAHTE HESAPLAR VE GERÇEKLER

Daha önce ailecek açtığın sahte hesaplardan, ona buna “koltuk arıyor” diye saldırıyordun.
Ama attığın her söz iftiraydı.

Şimdi soruyorum:
Yeni atanan yöneticileri defalarca arayıp “Beni de alın” diyen ben miydim?
Kapı kapı dolaşıp görev isteyen, makam kovalayan ben miydim?

Değildim.
Dedem de değildi.

Sahte hesapların arkasına saklanıp insanlara çamur atanlar şunu iyi bilsin:
İftira, sahibini kurtarmaz; sadece kim olduğunu ortaya çıkarır.

Birilerine koltuk aramakla suçladığın insanlara bak,
bir de aynaya bak.
Çünkü bu hikâyede roller çoktan değişti.

Herkes kendi yaptığını bilir.
Herkes kimin aradığını, kimin yalvardığını, kimin sessizce işini yaptığını da bilir.

Gerçeklerin bir huyu vardır:
Üzerine ne kadar gürültü yapılırsa yapılsın,
eninde sonunda konuşur.

---------------------------

Bir de işin karanlık tarafı var.
Sahte hesaplardan, aile boyu organize saldırılarla “koltuk arıyor” iftirası atanlar vardı ya…
Evet, onlardan bahsediyorum.

O sözleri söyleyenler şunu iyi düşünsün:
Yeni atanmış yöneticileri defalarca arayıp “Beni de al” diyen ben miydim?
Makam kapılarında bekleyen, telefon üstüne telefon açan ben miydim?

Hayır.
Dedem de değildi.

Ama iftira kolaydı.
Sahte hesap arkasından at, çamur tutmazsa izi kalsın.
Cesaret yoktu yüz yüze konuşmaya, mertlik yoktu açık kimlikle yazmaya.

Bugün gelinen noktada tablo net:
Koltuk aramakla suçladıklarınız işini yapıyor.
İftira atanlar ise hâlâ bir yerlere tutunma derdinde.

Şunu herkes bilsin:
İftira atan kaybeder.
Sahte hesap açan küçülür.
Koltuk peşinde koşan ise ne kadar koşarsa koşsun, bir gün mutlaka yorulur.

Bu işler bağırarak, saldırarak, çamur atarak yürümez.
İş; emekle, üretimle, duruşla olur.

Geri kalan her şey sadece gürültüdür.
Ve gürültü, eninde sonunda kesilir.