Ölüm bazen sadece bir insanı aramızdan almaz; geride kalanların maskelerini de indirir.

BİR VEFAT, BİR VEFA SINAVI: YAVUZHAN AHISKALI

Bazı insanların değeri makamdayken değil, aramızdan ayrıldığında daha iyi anlaşılır.

Yavuzhan Ahıskalı’nın vefatı da bana bir kez daha bunu düşündürdü.

Dün işi düşenlerin telefonunu çevirdiği, kapısını çaldığı, “Yavuzhan abi, şu işi bir çözelim” dediği bir insandı Yavuzhan Ahıskalı.

Bir mesele olduğunda aranan, Ankara’da bir kapının açılması gerektiğinde hatırlanan, Çanakkale’nin ya da ilçelerimizin bir talebi olduğunda devreye girmesi beklenen isimlerden biriydi.

Çünkü iş bitiriciydi.

Sözünün arkasında duran, elinden geliyorsa “hallederiz” diyen, gelmiyorsa da insanı boş vaatlerle oyalamayan bir adamdı.

Sevenleri vardı.

Eleştirenleri de vardı.

Hatta zaman zaman kendisine çok ağır eleştiriler yöneltenler oldu. Ancak günün sonunda yapılan işlere, ortaya çıkan hizmetlere ve verilen mücadeleye bakıldığında Yavuzhan Ahıskalı’nın Çanakkale’de ve AK Parti camiasında derin bir iz bıraktığını bugün çok daha net görüyoruz.

Bayramiç de bu emeğin dışında değildir.

Bayramiç adına yapılan birçok güzel hizmetin oluşmasında, taleplerin ilgili makamlara ulaştırılmasında ve sonuçlandırılmasında Yavuzhan Ahıskalı’nın emeği vardır.

Bunu teslim etmek bir siyasi tercih değil, hakkı teslim etmektir.

Ancak insanı asıl düşündüren başka bir şey var.

Dün işi düştüğünde Yavuzhan Ahıskalı’yı arayanların, ondan yardım isteyenlerin, onun bulunduğu makamın ve kurduğu ilişkilerin imkânlarından yararlananların bir kısmının bugün sessizliğe bürünmesi…

Bir başsağlığı mesajını bile çok görmek…

İşte insan buna üzülüyor.

Çünkü ölüm yalnızca giden insanın ardından bıraktığı boşluğu göstermez.

Geride kalanların da karakterini sınar.

Biz yıllardır üç kelime söylüyoruz:

Vefa, vefa, vefa…

Vefa yalnızca güzel günlerde yan yana fotoğraf vermek değildir.

Vefa, makam varken telefon açmak değildir.

Vefa, işin düşünce hatırlamak hiç değildir.

Asıl vefa, artık senden hiçbir beklentisi olamayacak bir insanın ardından iki güzel söz söyleyebilmektir.

Bir Fatiha gönderebilmek, ailesine başsağlığı dileyebilmek, “Bu insanın üzerimizde emeği vardı” diyebilmektir.

Çünkü ahde vefa tam da böyle günlerde belli olur.

Bugün Yavuzhan Ahıskalı artık telefonun diğer ucunda değil.

Kimsenin işini takip edemez.

Kimse için bir kapıyı çalamaz.

Kimsenin talebini bir yere iletemez.

Belki de tam bu nedenle bugün kimin gerçekten dost, kimin yalnızca işi düştüğünde dost olduğunu daha açık görüyoruz.

Ölüm bazen sadece bir insanı aramızdan almaz; geride kalanların maskelerini de indirir.

Yavuzhan Ahıskalı’nın ardından söylenecek çok şey vardır. Ancak benim için en önemlisi şudur:

İyisiyle, eleştirisiyle, mücadelesiyle bu şehirde bir iz bıraktı.

Çanakkale’ye hizmet etti.

Bayramiç’e katkı sundu.

İnsanların işine koştu.

Ve en önemlisi, arkasından konuşulacak bir emek bıraktı.

Makamlar geçicidir.

Unvanlar geçicidir.

Siyaset de gün gelir değişir.

Ama yapılan iyilik ve bırakılan iz kalır.

Bugün bazıları susabilir.

Bazıları görmezden gelebilir.

Bazıları geçmişte aldığı desteği unutabilir.

Fakat şehirlerin de hafızası vardır.

Vefa gösteren de unutulmaz, vefasızlık eden de.

Yavuzhan Ahıskalı’ya Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve AK Parti camiasına başsağlığı diliyorum.

Mekânı cennet olsun.

Ve geride kalanlara da küçük ama önemli bir hatırlatma:

İnsan, işi düştüğünde aradığı insanı; işi bittiğinde de hatırlayabiliyorsa insandır.

Vefa sözle değil, zor günde belli olur.