gıda

İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, Muhtarlar Akademisi programı kapsamında Hatay'da muhtarlarla bir araya geldi. Konuşmasına Aşure  Günü ve Kerbela şehitlerini anarak başlayan Bülent Turan, 6 Şubat Depremi’nden Terörsüz Türkiye Süreci’ne kadar pek çok başlıkta önemli açıklamalarda bulundu.

 

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın selamlarını da ileten Bülent Turan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’de muhtar kavramını yeniden gündeme getirdiğini, yeni bir muhtar vizyonu ortaya koyduğunu ifade etti.

 

455 BİN KAPIYI YANYANA DİZİN

 

6 Şubat Depremi’nin Hatay'da ağır hasar verdiğini hatırlatan Bakan Yardımcısı Turan “Şehirlerimiz yıkıldı, evlerimiz yıkıldı, Habib-i Neccar Camimizi öyle görmek, hepimize ayrı bir acı verdi. Evler, binalar, hanlar, hamamlar, yıkılır, yapılır ama canlarımız gitti” dedi.

 

8 muhtarın enkaz altında kaldığı o günden bugüne yürütülen yeniden inşa sürecinin büyüklüğüne dikkat çeken Turan: "455 bin kapıyı dizin, kilidi dizin, bacayı dizin, klimasını koyun yan yana, ne demek olduğunu tekrar düşünün." Dedi. Turan, yeniden inşa sürecinde bugün gelinen 455 bin rakamının devletin krize verdiği en somut yanıt olduğunu vurguladı: "Eğer o gün 'yapamayız, 20 sene sürer' deseydik, bugün Hatay'da toplantı yapmıyor, taziyeye geliyor olurduk. Ama bugün Hatay'a taziyeye değil, umuda geliyoruz."

 

DEPREMİ KARDEŞLİKLE AŞTIK

 

Depremin birlik olmanın gücünü gösterdiğini söyleyen Turan,  "Eğer beraber olursak, kardeşimizi kollar, omuz omuza yol yürürsek, sen-ben kavgasını bir tarafa bırakırsak, her türlü zorluğu aşabilecek imkânımızın olduğunu gösterdi." Venezuela'da yaşanan depreme de temas eden Turan, bizim depremdeki hasarın büyüklüğünün usulsüz yapılaşmanın bedeli olduğunu, bu konuda hata yapan, yanlışa imza atan, malzemeden çalan kim varsa herkesin hesap vermesi gerektiğini söyledi. “Ama sadece bu değil. Ayrıca bize usule uygun iş yapmazsak, Hata yaparsak, üç kuruş menfaate eğilirsek, ahlaksızlıkla iş yaparsak, nasıl bir maliyet olduğunu da gösterdi. ‘Bir torba çimento az olsa ne olur, bir balya demir olmasa ne olur, fazladan bir kat çıksak ne olur’ denirse ne olacağını, en çok bize depremdeki fatura gösterdi.” diyen Bülent Turan, son dönemde yürütülen operasyonlara da değindi:

BİZE “ABARTMAYIN” DİYORLAR

"Son dönemde operasyonlar oldukça bazı arkadaşlarımız, 'Bize abartmayın, rüşvet vermiş ne olur, az yanlış yapmış ne olur' gibi asla kabul edemeyeceğimiz ifadeler kullanıyor. Deprem de gösterdi ki; hatanın, yanlışın, parayla ilişkinin asla affolunmaması lazım. Kim yapmışsa, nasıl yapmışsa, sonuna kadar gitmek durumundayız. Belediye mi, devlet mi, vatandaş mı, müteahhit mi... Kim yanlış yapıyorsa, parayla imtihan oluyorsa mutlaka hesabını sormak zorundayız. Dışarıdan baktık, tertemiz bina ama çöktü. Bir bina çöktü ama yanındaki dimdik ayakta kaldı. Demek ki yanlış yapanla doğru yapanın bedelini hep beraber ödemiş durumdayız. Bu yüzden kim olursa olsun sonuna kadar gidecek, hesabını soracağız."

 

Hataylı muhtarların depremdeki özverisine ayrıca teşekkür eden Turan, kendi yakınını kaybeden muhtarların dahi önce göreve koştuğunu anlattı: "Kendi yakınını kaybeden muhtar yeri geldi, evine gitmeden, muhtarlığa gitmeden bütün gücünü o çalışmalara verdi. Kaymakamıyla, valisiyle, askerle, polisiyle yanında olarak yol gösterdi." Enkaz kaldırıldıktan sonra da muhtarların görevinin bitmediğini, hasar tespitinden hak kayıplarına kadar tüm süreçte en büyük katkılardan birinin yine muhtarlardan geldiğini anlattı. 

TEKNOLOJİ GELİŞTİKÇE MUHTARA DAHA ÇOK İHTİYAÇ VAR

Muhtarlık kurumunun günümüzde de vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Bakan Yardımcısı Turan, "e-Devlet geldi, muhtarlık bitti" söylemine karşı çıktı: "Muhtarlık e-Devlet değildir. Teknoloji geliştikçe, işin ruhu azaldıkça, insana, dokunmaya, muhtara daha çok ihtiyaç var." Mahalledeki hastayı, yalnız kalan yaşlıyı, burs arayan öğrenciyi ancak muhtarın bilebileceğini söyleyen Turan, "Muhtar bizim için evrak basan adam değildir; mahallenin ağabeyidir, öğretmenidir, arabulucusudur" dedi.

19 Ekim'in Muhtarlar Günü ilan edilmesinden SGK primlerinin ödenmesine, maaşların asgari ücrete endekslenmesinden Ankara'da Muhtarlar Evi açılmasına kadar attıkları somut adımları sıralayan Turan, bakanlık bünyesinde muhtarlar daire başkanlığı ve valiliklerde sorumlu vali yardımcılığı sistemini kurarak devletle muhtar arasındaki mesafeyi daha da yakınlaştırdıklarını belirtti.

 

İSTANBUL’DAKİ HIRSIZLIK TÜRKİYE’DE OLMUYOR

Konuşmasında İçişleri Bakanlığı faaliyetlerine de değinen Turan, siber suçlardan asayişe kadar pek çok başlıkta önemli bir mücadele verildiğinin altını çizdi. Asayiş suçları ile ilgili olarak “İstanbul'da bundan on sene önce olan hırsızlık sayısı şu an tüm Türkiye'de olmuyor” diyen Bülent Turan, uyuşturucu ile mücadeleye de değindi.

UYUŞTURUCUDA İSTATİĞİMİZ “1”’DİR

“Uyuşturucunun küçüğü büyüğü olmaz. Baron mudur, baronun kralı mıdır kim varsa hepsiyle kavga etmeye hazır bir ekibimiz var.” ifadelerini kullanan Turan 2012 yılında dünyada 250 çeşit sentetik uyuşturucu olduğunu, bugün ise 1400 çeşide çıktığını sözlerine ekledi. Bu rakamlara rağmen İçişleri Bakanlığı olarak operasyonlarının artarak, devam ettiğini vurgulayan Bülent Turan, “Dünyanın birçok yerinde pes eden ülkelere rağmen Türkiye'miz bu mücadelede iddialıdır. Sakın ha moralinizi bozmayın. Biz istatiğimizi bir olarak biliriz. Bir kişi bile hata yapıyorsa, bir suçlu bile varsa, bir kullanan bile varsa hedefimiz odur.” dedi.

 

TERÖRSÜZ TÜRKİYE: GEMİ SU ALDI MI ALEVİ’Sİ, SÜNNİ’Sİ, TÜRK’Ü, KÜRT’Ü YOK.

Konuşmasının önemli bölümünü Terörsüz Türkiye sürecine ayıran Turan, Hatay'ı bu sürecin "kullanım kılavuzu" olarak tanımladı: "Gemi su aldı mı Alevi'si Sünni'si yok, Türk'ü Kürt'ü yok, kadın erkeği yok; beraber batarız." Dedi. İki yıldır tek bir şehit haberinin gelmemesinin büyük bir başarı olduğunu vurgulayan Turan, "Evlatlarımıza en büyük miras tapu vermek, ev, araba, altın, gümüş vermek değildir. Evlatlarımıza en büyük miras huzurlu bir Türkiye'dir, terörsüz bir Türkiye'dir" dedi.

Meclis'te gündeme gelecek yeni kanun çalışmasının silah bırakma sürecini şekillendireceğini belirten Turan, sürecin yalnızca Ankara'nın ya da meclisin değil, muhtarların ve tüm milletin meselesi olduğunu vurguladı: "İngiltere 14 sene sürdü, İspanya 12 yıl sürdü. Onlarda 800 kayıp varken bizde 40 binler kaybedildi."

 

BAYRAK MİTİNGİ YAPANLARA

 

Sayın Bahçeli'nin attığı adımın ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu süreci sahiplenmesinin kıymetli olduğunu belirten Turan, sözlerine şöyle devam etti:

“Ben 51 yaşındayım. Tüm ömrümde  terör haberleriyle uyandık, uyuduk. Her ‘doğu’ dendiğinde, haberleri endişeyle açtık. Artık bunlar olmasın istiyoruz. Dört tarafımız ateş çemberi olmasına rağmen, Türkiye'miz büyümeye, yatırıma, istidama devam ediyor. O yüzden terörü geride bıraktığımızda, bu meseleyi de bitirdiğimizde bambaşka bir süreci yaşayacağımızı söylemek isterim. Tabi korkularımız endişelerimiz tedbirlerimiz yok mu, var. Daha önce denendi sıkıntılar yaşandı. FETÖ başta terör bittiği zaman söylemi kalmayan bazı adamların, terör  bittiğinde hiçbir kıymeti kalmayan bazı insanların sabotesiyle o süreçler inkıtaya uğradı. Ama şimdi dikkat ederek sabırla kararlıkla cesaretle yürümek istiyoruz.

 

Tabi bayrak mitingi yapanlarımız, milletimizin milliyetçi duygularıyla meydana çıkan insanların bilmesi  gerekir ki  40 yıl kaybettik bir 40 yıl daha mı kaybedelim? Hangimiz bayrağımızı birimizden daha az severiz? Hangimiz bayrağımıza, memleketimize birimizden daha az kıymet veririz? Az önce toplantı başında bilgisayar açılmadı, İstiklâl Marşı’nı dinleyemedik. Durduk mu, yanlış mı söyledik, hayır. Hangimiz sevmedik, Hangimiz ezberlemedik. O yüzden bir ilimizin, bir partimizin, ‘ben daha çok bayrak seviyorum’ demesinin hiçbir anlamı yok.”

 

Konuşmasının son bölümünde Türkiye’nin önemine ve fırsatlarına vurgu yapan Turan, “Etrafımızda sorunlarımız varmış, sıkıntılar varmış, inanın hiç korkumuz yok. Biz milletimize güveniyoruz. Depremi aşmışsa, darbeyi aşmışsa, 15 temmuzu aşmışsa, aşamayacağı hiçbir şey yoktur.” ifadelerine yer verdi.



 


Kaynak: Haber Merkezi